AJANS ÇERKEŞ

Mısır Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye Veda

Mısır Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'ye  Veda

18 Haziran 2019 13:45

Muhammed Mursi, 2011’de Mısır’ın eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’i istifaya zorlayarak halk devriminin ardından 2012’de ülke tarihinde demokratik yollarla göreve gelen ilk Cumhurbaşkanı oldu.

Cumhurbaşkanı Mursi, 3 Temmuz 2013’te dönemin Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkan Abdülfettah Es-Sisi tarafından yapılan askeri darbenin ardından evinden gözaltına alınarak cezaevine konulmuştu.Duruşmalara cam kafes içerisinde katılan 67 yaşındaki Mursi, “casusluk” suçlamasıyla yargılandığı mahkeme salonunda dün (17 Haziran 2019) vefat etti.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından ülke genelindeki tüm il ve ilçe müftülüklerine gönderilen yazı sonrası, Muhammed Mursi’nin vefatı nedeniyle milyonlarca kişi camilerde gıyabi cenaze namazı kıldı.

Çerkeş Çarşı Camisi’nde de öğle namazının ardından mahkeme salonunda hayatını kaybeden eski Mısır Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi için gıyabi cenaze namazı kılındı.

Muhammed Mursi’nin Gıyabi Cenaze Namazı Çankırı Merkezde de kılındı.

Mısır’ın seçilmi ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin mahkeme salonunda şehit düşmesinin ardından Çankırı  Kardeş STK Platformu tarafından Çankırı Ahmet Yesevi Camii’nde de Gıyabi Cenaze Namazı kılındı. Namazın ardından yapılan basın açıklamasında;

“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir (şehit olmuştur). Bir kısmı da (şehit olmayı) beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir.” (Ahzab 23)

Mısır’da 2012 yılında gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %51,73 oyla Cumhurbaşkanı seçilen, zalim Sisi cuntası tarafından yapılan darbeyle görevinden uzaklaştırılarak uyduruk mahkeme kararlarıyla idamla yargılanan Muhammed Mursi dün mahkeme salonunda şehit düştü ve Allah’a verdiği sözü yerine getirdi.

Bundan sekiz yıl önce Mısır'da, başta başkent Kahire olmak üzere farklı kentlerde sokaklara dökülen binlerce kişi, yeni bir dönemin fitilini ateşledi. Diktatör Hüsnü Mübarek yönetimi karşıtı gösteriler yaklaşık iki hafta sürdü.  Gösterilerin sonunda, Mübarek'in 'devrilemez' görülen 30 yıllık 'demir yumruklu iktidarı' alaşağı oldu ve ülkede yeni bir dönem başladı.

Daha sonra yapılan halk seçiminde Müslüman Kardeşler'in, Muhammed Mursi önderliğindeki  Özgürlük ve Adalet Partisi iktidara geldi. Bununla İhvan-ı Müslimin’i mevcut laik-seküler sisteme entegre edeceklerini sanan küresel cahiliyeye gereken cevabı, kazandığı seçimin ardından Tahrir Meydanı’nda yaptığı zafer konuşmasında Muhammed Mursi şu sözlerle vermişti:

“Anayasamız Kur’an’dır, önderimiz Resulullah’tır, yolumuz cihaddır. Allah yolunda ölmek, en büyük gayemizdir. Hepsinin üstünde amacımız Allah’ın rızasıdır” diyen Mursi, bu ilkelerden taviz vermeyeceğini daha ilk konuşmasında haykırmış oldu ve iktidarda kaldığı süre içinde de bu sözlerine sadık kaldı.

Bu tavizsiz duruşun sonucunda İhvan’ın sadece Mısır’da değil, bütün Ortadoğu’da başarılı olacağını bilen küresel güçler, her zaman olduğu gibi yerel işbirlikçilerini devreye sokarak Katil Sisi’nin başrolde oynadığı 3 Temmuz darbesini gerçekleştirdiler. Daha sonra İhvan önderliğinde darbeye direnen Mısırlı Müslümanlar, günlerce Rabiatül Adeviyye ve Nahda Meydanları’nda darbe karşıtı gösteriler düzenlediler. Bu gösterilere karşı katil Sisi’nin saldırıları gün geçtikçe artarak devam etti ve 14 Ağustos 2013’ e gelindiğinde Rabiatül Adeviyye Meydanı’ndaki göstericileri hedef gözetmeksizin kurşun yağmuruna tuttular. Başta Esma Biltaci olmak üzere bine yakın Müslüman katledildi ve iki binden fazla Müslüman da yaralandı. Cumhurbaşkanı Mursi ve Mısır halkı askeri güçler tarafından gayri meşru bir şekilde tutuklandı. Mısır halkının cunta yönetimi ve başındaki Sisi’ye karşı büyük bir katılımla ortaya koymuş oldukları onurlu sivil direnişleri, ordu tarafından ağır silahlarla halkın üzerine ateş açılarak bastırılmaya çalışıldı.

Bütün dünyanın gözleri önünde, halkın ve Hakk'ın temsilcileri katledilirken, sözüm ona demokratlar, özgürlükçüler yalnızca seyrettiler. Kendi putlarını tek tek yiyen batılılar Mısır’da kuklalarının yenisini Mısır halkının başına diktatör olarak diktiler. Efendilerinin Adeviye’de öldürerek bitiremedikleri Esma’ları, üniversiteli gençleri zindanlara doldurdular. Meydanlarda en temel insani haklarına sahip çıkan binlerce Mısırlıyı şehit ettiler. Yetmedi, İhvan-ı Müslimin’in faaliyetlerini yasaklayarak sözüm ona terörist ilan ettiler.

Darbeci Sisi Yönetimi mahkemelerde ortaya koyduğu iğrenç bir tiyatro sahnesi ile Mısır’ın özgür insanlarını yargılayarak katletmek istiyor. Tek suçları tevhid, adalet ve özgürlük istemek olan bu yiğit insanları kadın-erkek, genç-yaşlı demeden dünyanın gözü önünde idam sehpalarına gönderiyorlar. Darbeci Sisi hükümeti bugüne kadar göstermelik yargılamalarla idama mahkûm ettiği 170’den fazla masum kardeşimizi idam etti. Mısır zindanlarında her an idam edilmeyi bekleyen yüzlerce kişi var. Üstelik ağır işkenceler eşliğinde ve de çelik kafesler içinde savunma hakkı verilmeksizin yapılan yargılamalar devam ediyor ve kurulan yargı tiyatrosunda yeni idam kararları veriliyor. Geçtiğimiz Şubat ayında da 15 genç, cunta tarafından haksız yere idam edildi. Bu göstermelik mahkemelerde Muhammed Mursi de 48 yıl hapse mahkum edilmiş ve idamla yargılanıyordu.  En ağır bir şekilde darbe suçundan yargılanması gerekenler Mursi'yi ve cunta karşıtı halkı yargılıyorlar.

Cuntacılar şunu bilmeli ki; idam kararları Mısır’daki direniş ateşini söndüremez. Bu idam kararlarını duyan Müslümanlar evlerine kapanmadılar. Muhammed Mursi ve dava arkadaşları; her ne pahasına olursa olsun inandığı davadan taviz vermediler; İzzeti ve Şerefi yalnız Allah katında aradılar; Geçici dünya uğruna ahretlerini satmadılar. Nasıl geçmişte Fravunlar, Ebreheler, Nemrudlar helak oldu ise günümüzün zalimlerinin sonu da aynı olacaktır. Güzel sonuç takva sahiplerinin, izzeti ve şerefi Allah katında arayanların olacaktır.

Mısır’da yaşananlar bir kez daha göstermiştir ki dünyada saflar nettir. Bir tarafta emperyalizm ve onların işbirlikçi kuklaları; diğer tarafta sömürülen ve ezilen kitlelerle onların sesi olma onurunu canlarıyla ödeyen vicdanlı insanlar. Demokrasi, insan hakları ve özgürlük nutku çekenlerle İslam dünyasını kana bulayanlar aynı safta ve aynı kesimler.

Mazlum toplumların ve Müslümanların haklarını savunanlar ise dünyada yalnızlaştırılmaya, itibarsızlaştırılmaya, yok edilmeye çalışılıyor. Demokratik seçimlerle gelen ve halkın büyük kısmının desteğini alan liderlere kolaylıkla “diktatör” diyenler, cuntacı Sisi’yi başkentlerinde ağırlamak için birbirleriyle yarışıp, onu demokrasi kahramanı ilan edebiliyorlar.

Mazlum toplumların ve Müslüman ümmetinin kendi göbeğini kendisinin kesmesinden başka çıkar yol yoktur. Ümmetin “vasat”laşması ve Mazlumların dayanışması yeniden diriliş ve uyanışın ön şartıdır. Yeni bir dünya mümkün diyenlerin seslerini ve güçlerini birleştirmeleri ve gürleştirmelerinden başka bir seçenek görünmemektedir.

Kendisine “hakkı ve adaleti ayakta tutma” vazifesi yüklenmiş ümmetin bu sessizliği, bu kayıtsızlığı İslam dünyasına dişlerini geçirmek için bekleyenleri maalesef ki cesaretlendiriyor.

O nedenle biz onurun direnişte, izzetin hakkı haykırmakta, dirilişin zulme karşı mazlumu savunmakta ve kurtuluşun adaleti ayakta tutmakta olduğuna inananıyoruz. susmadık, susmayacağız.

Dayanışma ruhuyla hareket etmekten ve dayanışma çağrılarımızı bıkmadan usanmadan sürdürmekten vazgeçmeyeceğiz. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü şiar edinen bizler şu ilahi buyruğa iman etmişiz:

"Zulmedenlere meyletmeyin. Yoksa size ateş dokunur. Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz." (Hud, 113)

Mısır cuntasını bu kadar değerli kılan ise Siyonist rejimin korunmasında oynadığı roldür. Bu nedenle Mursi, Siyonistlerce şehit edilmiş onlarca mücahitten biridir. Mursi’nin bu şehadeti Siyonistlerin Filistin ve bölge planlarından bağımsız değildir. Eş zamanlı olarak bir yanda Kudüs ve Filistin’de saldırganlık artarken, aynı anda Mısır’da operasyonlara hız verilmesi, ABD’nin yeni Ortadoğu planıyla ilgili görünmektedir.

Muhammed Mursi’nin şehadeti vesilesiyle Mısır’daki idamların ve kardeşlerimize yapılan zulümlerin durması için bütün onurlu kesimlerin insanlık ortak paydasında, hak ve adaletten yana birleşmeleri ve güçlü bir itirazda bulunmaları çağrımızı yineliyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı en üst düzeyde bu zalimleri lanetleyip her türlü yaptırımları uygulamalıdır.

 Şu an Mısır cuntasının zindanlarındaki onbinlerce mazlum için durum daha da kritik bir hal almıştır. İşkence, taciz, öldürme ve daha onlarca hukuksuzluğun engellenmesi için dünyanın sağduyulu kamuoyu harekete geçmelidir.

Mısır’daki siyasi tutuklular derhal serbest bırakılmalıdır.

Sisi cuntasının uluslar arası mahkemelerde yargılanması için çalışma başlatılmalıdır.

Mursi’nin şehadeti, uluslararası bir heyet tarafından incelenmeli ve tüm sorumlular yargı önüne çıkarılmalıdır.

Bir cumhurbaşkanını hayatta iken koruyamayan dünya kamuoyu, en azından ölümü ardından adaleti sağlamaya çalışmalı. 

Cuntacı Sisi ve destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz. Mısır’da direnişi ve şehadeti bir mektep gibi nesillere öğreten şehit Hasan El Benna’ya, Seyyid Kutub’a, Esma Biltaci’ye, Muhammed Mursi’ye; bu yolda idam edilen kardeşlerimize şehadetleri vesilesiyle kendilerine rahmet, ailelerine ve bütün İslam ümmetine başsağlığı diliyor, Mısır zindanlarındaki masum ve mazlum kardeşlerimizle dayanışma irademizi bir kez daha ifade ediyoruz.

Onların şehâdeti, bizim uyanış vesilemiz olacak. Ve bu uyanış dalga dalga yayılacak, zalimlerin korkulu rüyası olacak. Ve bu uyanış ümmetin vahdetine vesile olacak inşallah.

Ve buradan haykırıyoruz!

Zulme ve zillete boyun eğmeyenlere ve şehitlere selam olsun!

Mısır zindanlarından darağaçlarına yürüyen cesur yiğitlere; zamanın Musalarına, Yusuflarına selam olsun!

Seyyid Kutuplara, el Bennalara ve İhvana selam olsun!

YAŞASIN MISIR DİRENİŞİMİZ!

Ve diyoruz ki:

Madem ölüm tek bir defa gelecek, o da neden Allah için olmasın…

Zalimler için yaşasın cehennem!” denildi.

#mısır #muhammed #mursi